Antalya Genç İşinsanları Derneği (ANTGİAD) Online üye toplantı konuğu Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Girişimcilik Merkezi Direktörü Dr. Oğuzhan Aygören oldu.

Antalya Genç İşinsanları Derneği (ANTGİAD) Online üye toplantı konuğu Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Girişimcilik Merkezi Direktörü Dr. Oğuzhan Aygören oldu.

“Covid-19 Sürecinde Türkiye Ekonomisi ve Dijitalleşme” konulu Online Üye Toplantısında Sayın Aygören; Son yılların en çok konuşulan konularından birisi Dijital Dönüşüm olmuştur herhalde ama kimse dönüşümün bir virüs yolu ile geleceğini hesap edemedi sanırım. Dönüşümün eğitimler, konferanslar, teknoloji satın alımları ile gerçekleşeceği varsayımı yapıldı. Ancak şu anda yaşadığımız Korona gerçeği, mevcut dünyaya ait tüm varsayımları sorgulattı, yerinden sarstı ve yerleşik tüm ön kabullere meydan okudu. İş sahiplerinin ve çalışanların büyük bir bölümü bu meydan okuma karşısında çaresiz kalırken bir takım şirketler ve girişimciler ise bu krizden etkilenmek bir yana büyük bir büyüme içine girdiler. Demek ki bir takım şirketler çoktan dönüşmüş veya zaten yeni nesil olarak doğmuş. Korona ekonomisi bu salgın krizinden etkilenen şirketlerin de dönüşmüş şirketler gibi olmayı öğrenmeye çalışmasına sebep oldu. Hem de bir gecede. Yıllardır geleceği söylenen değişim bir gecede geldi. Hatta birçok uzmana göre bu geçici bir değişiklik değil, kalıcı bir dönüşüm. Korona sonrası dünya bildiğimiz dünya olmayacak. Peki ne fark var değişim ve dönüşüm arasında?

Aslında bu uzun zamandır konuşmalarımda ve seminerlerimde değindiğim bir konu. Bir kişi saç şeklini değiştirdiğinde, makyaj yaptığında, yeni bir kıyafet giydiğinde veya modu farklı olduğunda o gün için değişmiş olduğunu söyleriz. Ancak bu kalıcı bir değişim değildir, kozmetik bir değişimdir. Her an tekrar değişebilir. Dönüşüm ise köklü ve kalıcı bir değişimdir. Dönüşüm gerçekleştiğinde kişi artık başka biridir. Kabuk değiştirmiştir. Kimliği, benliği, kendisini nasıl tanımladığı, hayata nasıl baktığı kalıcı bir şekilde değişmiştir. Bu şekilde köklü bir değişiklik hiç kolay değildir. Bu yüzden dönüşümler ancak bir travma sonucu gerçekleşir. Bu travma, kişinin yoğun bir hastalık geçirmesi veya ölümün ucundan dönmesi sonucu inancını değiştirmesi gibi negatif bir olay sonucu olabilirken yoğun, stresli ve uzun süren bir çalışma dönemini neticelendirip doktora derecesi almak veya sıfırdan milyonlara ulaşan bir başarı hikayesinin kahramanı olmak olabilir. Bunların hepsi travmatik süreçlerdir. Birçok kişi bu süreçlerden korktuğu için dönüşme niyetine bile uzak durmakta ve yalnızca kozmetik değişimlerle günü kurtarmaktadır. Bazıları ise dönüşme niyeti ile bu süreçlere girmekte ancak travmadan hiç çıkamamaktadır. Bazıları da zorunlu olarak bu travmaya girmektedir.

Korona, bana tam da bunu sorgulattı. Hayat, siz plan yaparken, sizin başınıza gelenlerdir dercesine herkesi travma sınavına soktu. Bu travmayı daha önce bile isteye yaşayarak dönüşenler bu işten kazançlı çıktı. Bundan korkanlar ise şu anda ya bu travmayı öncesine göre daha sert ve daha maliyetli bir şekilde yaşayarak kendilerini dönüştürecek ya da bundan hiç çıkamayacak ve kaybolacak. Yemek Sepeti, her krizden güçlenerek çıkan bir şirket. Son zamanlarda yeni şirketler de bu kervanda. Getir, İste Gelsin ve daha birçok e-ticaret, lojistik ve dijital hizmet şirketi. Yeni nesil şirketler risk almayı sevmiyorlar. O yüzden belirsizliklere hazırlıklılar. Riskleri en aza indirerek bolca yaratıcılık, hız ve deneme-yanılma ile hareket ediyorlar. Böylece belirsizliklerle mücadele etmek için kendilerine hata yapma payı veriyorlar ve hatalarından ders çıkarıp yeniden öğreniyor, yeniden deniyorlar. Korona krizinin ertesi günü Banabi, Getir ve takip eden diğer şirketler hızla hareket ederek yaratıcı bir çözüm bularak müşteri ile temas etmemek için kapıya bırak seçeneğini geliştirdiler ve devreye soktular. 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı gelince İBB, Banabi üzerinden ihtiyaçları ücretsiz ulaştırmaya başladı. Bugünlerde neyse ki böyle girişimlerimiz olduğu için oldukça şanslıyız. Yalnızca onlar değil. Binnaz uygulaması, evde kalanlara ücretsiz psikolojik destek vermeye başladı. Armut, uzaktan tesisat hizmetleri vermek için geliştirme yapıyor. Studio Canlı uygulaması, uzaktan canlı derslerle uzmanlar ile destek almayı isteyenleri buluşturuyor. Medibook, tele sağlık hizmeti ile doktorları uzaktan bizlerle buluşturuyor.

Öte yandan üniversitelerimiz ve tüm seviye okullar yıllardır konuştuğumuz uzaktan eğitime bir günde geçiş yaptılar. Bundan 7 yıl önce Boğaziçi Üniversitesi'nde ilk online sertifika programını vermeye başladığımızda bunu bütün okula ve Türkiye'ye yayma planımız vardı ancak o günden bugüne pek ilerleme gösteremedik. Online eğitim ile verilen eğitimin diploma için yeterliliği sorgulandı. Ayrı bir yazı konusu olabilecek bir takım başka zorluklar öne sürüldü. Bugün ise bu sorunlar bir anda çözüldü. Demek ki ihtiyacımız olan şey bir eğitim kurumunda dahi dijital dönüşüm eğitimi, konferansı ya da bu konuda daha fazla bilgi değilmiş. İhtiyacımız zihinsel bariyerlerin ortadan kalkmasıydı. Bu dönem dersler uzaktan olarak yapıldıktan sonra bir sonraki dönem kaldığı yerden devam edeceğini hiç sanmıyorum. Madem dersleri uzaktan olarak yapabiliyoruz o halde niye yapmayalım? Niye okul zamanını daha verimli, üretken ve eğlenceli geçirmeyelim? Niye evde eğitim üzerine yeni bir sistem kurmayalım? Bunlar zaten uzun zamandır herkesin bildiği ve konuştuğu konulardı ancak kimse bu konuda adım atma cesaretini gösteremiyordu. Diğer tüm sektörlerde de aynı sorgulamalar yaşanmaya başladı bile. Uzaktan olarak doktora görünebiliyorsak niye görünmeyelim? Uzaktan destek alabiliyorsak niye almayalım?

Yaşadığımız salgına ve salgının yarattığı travmaya bir de bu gözle bakalım. Dijital dönüşüm geldi ve gözümüzün önünde gerçekleşiyor. Bir süre sonra Korona salgını elbet bir sorun olmaktan çıkacak ve dünya normal rutinine dönecek. Ama artık başka bir dünya olacak. Kimse aynı dünyaya döneceğimiz yanılgısına kapılmasın. O zaman soru şu: Dünya normale döndüğünde siz yeni, farklı ve güncellenmiş mi olacaksınız yoksa eski varsayımlarınızın esiri olmaya devam mı edeceksiniz? Dedi.

Online toplantı üyelerin sorularına cevap verilmesiyle son buldu.